ara
Tütün Oyunu
Alaçam’da yıllarca oynanan ‘Oyunun’ Oyunu: TÜTÜN
SÜLEYMAN FELAMUR

Sinemanın ışıkları yavaş yavaş sönmeye başlamıştı. Fakat seyircilerin arasında bir adam dolaşıyor ve herkesle birşeyler konuşuyordu.
-Bizler Alaçam Halkevi oyuncularıyız. Buraya ‘Tütün’ adlı oyunumuzu oynamaya geldik. Oyunumuzun konusu tütünle, tütün ekicisiyle ilgili. Tütün üreticilerinin yaşantılarını, karşılaştıkları zorlukları geçmişten günümüze anlatmaya çalışacağız, sizlere…
Herkes biraz şaşkın fakat dikkatle adamı izliyordu. Onun dediklerini kaçırmamak için gözlerini kırpmadan dikkatle izliyor, “oyun başladı mı başlayacak mı?” merakı içinde bekliyorladı…
Aslında oyun başlamıştı…
‘Oyuncu başı’ olduğunu öğrendiğimiz adam, başına koyduğu fötr şapkasıyla “oyunumuza başlıyoruz” diyerek sahneye doğru ilerledi. Sahnede beliren oyuncular masa ve sandalyeleri yerleştiriyordu…
50’li yılların tütün üreticisinin sorunları ve yaşadıkları anlatılır ilk sahnede… Çorbacı, bankacı, tekel müdürü ve zürra (tütün üreticisi ya da tütüncü) kişilikleriyle dönemin ekonomik ve siyasal resmi çizilir…
Zürranın (tütüncünün) etrafında oluşan sömürü, siyasal yozlaşma anlatılmak istenir. Zaten gelenler, hemen hemen herşeyi anlamaya başlamıştır. Çünkü anlatılan ‘kendi hikâyeleri’dir.
Tütün oyunu, ATÜB-DER (Alaçam Tütün Üreticileri Birleşme ve Dayanışma Derneği) ve Alaçam Halkevi’nin ortak çalışmasıdır. 12 Mart sonrası yaşanan olumsuz havayı üstünden atan kasabanın düşünen ve ezilen insanları, önlerindeki örgütlenme ve sömürüye karşı mücadele sorununu ATÜB-DER ile çözmüş ve ilçede TEKEL’in, bankaların ve bunlarla işbirliği içinde olan ‘Çorbacı’ların karşısında üretici ile birlikte haklarını savunmaya, aşmaya çalışırlar…
Kasabada ve çevredeki ilçelerde, geçmişin feodal kalıntılarıyla içiçe geçmiş olan gelişmiş ticari sömürünün bileşiminin tütün üreticisi üzerinde oynadığı oyunları, yaşanan ‘çok partili siyasal yaşam’ın –ki demokrasinin ilçedeki tezahürünü tarihsel bir bakışla anlatma ihtiyacı doğar. Bu bilinç, ilçedeki yaşamı insanca kılacağı gibi, genel olarak ülkenin içindeki durumu anlamaya da yaracaktır.
Uzun tartışmalardan sonra tütün üreticisi üzerindeki sömürüyü anlatan bir oyun yazmak ve bunu köylerde, kasabalarda göstermek gerekliliğine karar verilir. Oyunun yazılması görevi İsmail Yeşilyurt’a verilir. O sırada İsmail Yeşilyurt, ATÜB-DER başkanıdır.
Oyunun amacı, geçmişten yazıldığı yıllara kadar olan süreçte, tütün üreticisinin yaşantısını anlatmak ve tütün üretimi çevresinde oluşan kirli ilişkileri açığa çıkartmaktır. Yaşanmış olayların, üreticilerin yaşantılarıyla ilgili söyleşilerin derlenmesiyle gerçeklerin anlatılması amacını pekiştirir. Gerçekçi anlatım yoluyla hemen hemen her tütün üreticisinin yaşadığı olaylar, yerel ağız ve tavırlar ile oyunlaştırılır.. Yazım aşaması sonrasında metin, üyelerin eleştirisine açılır, dile getirilen öneriler ve eklemeler dikkate alınarak kısa süre içinde sahneleme çalışmaları başlar.
Sahnelenme çalışmalarının ilk adımında BATÜB-DER (Bafra Tütün Üreticileri Birleşme ve Dayanışma Derneği) başkanı Nurhat Kocabaş sorumluluk üstlenir. Provalar sırasında oyun bir takım engellerle karşılaşmasına karşın, yaptıkları işin bilincinde olan ve önemini kavrayan ATÜB-DER ve Halkevi üyeleri yollarına devam eder . Özellikle ‘Kavun’ ve ‘Karpuz’ partisi betimlemelerini duyan bazı parti mensupları her türlü çamuru atmaya kalkar. Oyunda oynayan gençlerin aileleri, oyunun içeriğini bilmeden birtakım önyargı ve dedikodular üzerine gençlere oyunda oynamamaları için baskı yapar. Fakat mizah dolu konuşmalarla anne babaların bazıları ikna olur. Yine de kadro yenilenir, tüm engellemelere karşın oyun hazırlıkları devam eder.
Seyirci önüne çıkma aşamasına gelince, Ankara Deneme Sahnesi ile kurulan ilişki üzerine buradan gelen iki tiyatrocu ile oyun, yeniden elden geçirilerek amacına uygun bir şekilde köylerde, meydanlarda, kahvehanelerde oynanacak hale dönüştürülür. Klasik tiyatro anlayışının ötesinde, deneysel bir tiyatro çalışması haline getirilir.
‘Tütün’ oyunu seyirci karşısına ilk kez 8 Kasım 1975’te Bafra Gazibey köyünde çıkar. Köy okulunun bahçesine kurulan sahne, traktör römorklarından yapılır. Aynı günün akşamı yine Bafra Evrenuşağı köyünde oyun sergilenir. İlk oyun, öğle vakti olması, iş zamanına denk gelmesi, köyün haberdar edilmemesi ve köyde düğün olması gibi nedenlere karşın 200 kişi tarafından izlenir. Oyun sonrasında tütün üreticileriyle oturup, konuşulur ve oyundaki sorunlar kendilerince ne kadar örtüşüp örtüşmediği üzerine fikirler alınır. Oyunda geçen dönemleri hatırlayan ve yaşayanlar, birleşmenin ve dayanışmanın gereğine inandıklarını, özellikle yaşlılar oyundaki mizansenleri, kendilerinin yaşadıklarını, bunun çok doğru olduğunu söylerler. Böylece oyunun özünün seyirciye ulaşmada başarılı olduğu gözlenir.
Oyun, çevre kasaba ve köylerde oynanmak istenir, fakat zor ve engellemelerle karşılaşır. Tütün oyununun içeriğinden rahatsız olan tütün tüccarları (çorbacılar) idari makamlara baskı yapar. Fakat baskılara karşın, bazı sahne ve diyaloglar çıkartılarak izin alınır ve oynanır. Alaçam’daki gösterim ise ilk başlarda idari bir takım engellerle durdurulmaya çalışılır, sinema salonunun sahibine bile oyunun oynatılmaması için baskı yapılır. Fakat Alaçam Halkevi oyuncuları her türlü engele karşın Arı Sineması’nda dolu bir salona oyunlarını gösterir ve büyük ilgi görürler… Oyun beş yerde toplam 2000 kişiye gösterilerek tütün üreticisinin haklı mücadelesini yine tütün üreticisine anlatma amacına ulaşmayı başarır…
Oyuncu başı ya da oyundaki rolüyle çorbacı artık ortalıkta görünmez. Köylüler haklı mücadeleleri sonunda herkesi, çorbacıları, bankacıları ve TEKEL müdürünü yola getirmişlerdir. İsteklerinin hepsi kabul edilmese de birlik ve dayanışmanın getirdiği güvenle artık başlarına geleceklerden korkmazlar.
Üretici İbrahim;
-Şimdilik kaydı ile bu kadar. Bunlara uyulmazsa tekrar diretiriz… der.
Ve artık oyun bitmek üzeredir, Arı sinemasının önden üçüncü sırasından dünya daha başka görünmektedir.
Annemin, babamın ve dedemin yaşadıkları oyunun ötesinde değil, içindedir. Beli tütün tarlasında iki büklüm olan ninem başrol oynamaktadır.
MAYIS – 2007














tarihten bir kesit, bilgi. bugün ne için anıyoruz, bugünümüze nasıl değiyor bu bilgiler? Ama yine de bunların yaşanmış olması güzel, hatırlanması da öyle!
bence bu hikaye çok güzel bir hikaye..kasabamızın özgün karakterinin bir göstergesi..
mektubumuz ismini Tütünden aldı,bu oyunun hatırlatılması da buna yakışır…