-->

14.mektup

0 comments

14kapakilage/ KASIM  2005 / 14 /

İstihsal ve Gümenüz kelimelerinden geriye bir tek balık ve arka fonda belli belirsiz görünen deniz kalıyor bugüne.

Ondan da emin olmadan şimdi balıkçılara sormak lazım.

Deniz O deniz mi, balık O balık mı? Bu durumda, fotoğraftakileri ve tarihi anlama telaşıdır bir tek, tarihten bizim payımıza düşen!

İstihsal ne demektir, kırk yaşın altındaki insanların bilmesi güç! Peki fotoğrafta yazdığı gibi Gümenüz mü, Gümenez mi yoksa Gümonoz mu; hangisi doğru kim biliyor? Sol taraftaki cılız çam ağacını hatırlayan var mı? Varsa kaç kişidir bunlar? Bilinmez ya, yine de soralım; Gümenüz Balık İstihsal Kooperatifi’nin tabelası neden Alaçam Belediyesi kamyonunun üstüne çıkarılıp cakayla fotoğrafa tutulmuş? Bunu bilen, açıklayabilecek olan var mı?! Bu fotoğrafta on yaşının üstünde herkesin hatırlayacağı tek ortak kare, geçmişin simgesi olarak bugünlere bırakılması gerekirken, bir seçim tantanası sonrası aceleyle yıkılan eski belediye binası…

Gümenez şimdi o merdivenlerden inip çıkmış insanlarla, onları hiç hatırlamayacak yeni kuşağın belirsizleştirdiği ince ama giderek belirginleşen bir çizgiyle ayırıyor kendini kendi tarihinden. Tabeladaki balık kelimesini ve arka fonda belli belirsiz denizi saymazsak fotoğraftan bugüne kalan hiçbir şey yok! Elleri arkada tesbihli adam, babasının kucağında tarihe bakan çocuk ve bizi “kimbilir kimdir ve şimdi nerededir” diye düşündüren çocuk! Bu karedeki insanlardan bir tek o yaşıyordur, o da bir ihtimal sadece. Ama ne yazık ki fotoğrafta o kadar küçük ki yaşıyorsa o da anımsamıyordur o günü. Bu durumda istihsal ve Gümenüz kelimelerinden geriye bir tek balık ve arka fonda belli belirsiz deniz kalıyor bugüne. Ondan da emin olmadan şimdi balıkçılara sormak lazım. Deniz O deniz mi, balık O balık mı? Bu durumda, fotoğraftakileri ve tarihi anlama telaşıdır bir tek, tarihten bizim payımıza düşen!

KASIM 2005

bir mektup üç satır yazı…

Uzun zaman oldu… Her defasında memleket mektubu bu kadar ara  vermemeli deyip durduk. Yine zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık desek yalan olur. Çünkü bu mektup derlemesinin içindeki birçok mektup çok önce geldi bize… Onlara özür borcumuz var, kusura bakmasınlar. Fakat bazı şeyler ha deyince olmuyor. Bir eksik olunca bütünü tamamlıyamıyorsun. Bu mektup da öyle oldu…

Zaman üzerine serzenişte bulunurken, zaman, hızı içinde sevdiklerimizi alıp götürürken, dünyaya merhaba diyenleri de selam için karşımıza çıkarıyor. Onlar bizim yapmak istediklerimizin devamı olacaklar. Kaybettiğimiz sevdiklerimizi ve anılarımızı unutmayacağız.

Her zamanki gibi çocukluğumuzun güzel anlarına Özgür’ün yazısıyla döndük, “Ötme Bülbül, ötme bül”… Çok defa söylediğimiz gibi hayatımızın her adımında bizi mutlu eden, mutsuz eden yani iz bırakan bir an var. Onu paylaşmak bizce anlamlı.

Önümüzdeki dönemde Alaçam üzerine resmi olmayan, bir tarih çalışması yapacağız. Bunun için elimizde birikinlerin yanı sıra eksik gördüklerimiz de var. Eksiklerimiz, sözel tarih diyebileceğimiz büyüklerimizle yapacağımız söyleşiler, fotoğraflar, Alaçam dair düşülen kayıtlar… Elinde bu tür bize yardımcı olacak malzeme olanların bize ulaşmaları ne güzel olur. Büyüklerinin, ailelerinin hikayelerini anlatmaları ne güzel olur…

Gelecek mektupta bir takım yenilikler yapmayı düşünüyoruz. Yenilik derken içerik olarak daha dolu ve görsel olarak daha hoşa giden bir mektup derlemesi…

Her defasında fırça atmak zorunda bırakmayın bizi. Ha gayret bu gönüllü bir paylaşım. Katkıda bulunun, eksik dedik, aklınıza gelen bir şey varsa bizimle paylaşın… Ne bilim, birisi arasın bulsun, Alaçam’ın sinemalarını yazsın, resimlerini bulsun, mesela…

Zor değil! Yaparsınız… Hadi göreyim sizleri…

Hadi büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden…

kuzeyde tütün

memleket mektubu


Yorum yaz