ara
NECDET ATACAN ‘bir memleket sevdalısı’

“Ben İsmet Paşa’ nın İl başkanlığını yaptım” derken ne kadar vakursa, “Samsun’ da oturuyorduk da o yüzden okuyabildim liseyi” derken de o kadar alçakgönüllüydü.
İstanbul’ da evinde kabul etti bizleri. Ben, Süleyman ve Kubilay abi (Civelek) ziyaret ettik. Hem lafladık, hem kayıt aldık. O kadar çok şey vardı ki konuşacak, laf lafı açtı, çağrışımlar çağrışımları kovaladı.
Lise tahsilinden 8 yıl sonra okumaya karar vererek Teknik Üniversite’ye başlayan ve İnşaat Mühendisi olup, memleketine hizmet eden, sessiz, sedasız, tezahüratsız, şov yapmadan izlerini yollara, köprülere nakşeden bir insanı anlatacağım sizlere.
Ta 1950’ li yıllarda memleketinin sahipsizliğini kendine dert ederek, iktidarın hoşgörüsüne sığınarak irticai cüretkarlık gösteren “molla” takımına karşı tavır alan, bunun için gazete çıkaran ve bu nedenle hem siyasi hem de sosyal saldırılara göğüs geren bir Cumhuriyet çocuğundan söz edeceğim sizlere…
İnandığı doğruları, hiçbir hesaba dayandırmadan savunan, sözünü, tavrını ertelemeyen bir aydını hatırlatacağım sizlere.
Karlı köyünde başlayıp, İstanbul’ da sıcak bir yaz günü sonlanan hayatın, arı, duru bir adamın yaşam çizgisinin ana noktalarını paylaşacağım sizlerle.
Tüm söyleşi boyunca üç ismi ve bir kurumu o kadar çok vurguladı ki, onların dünyayı anlama ve yorumlamasına yönelik katkıları için babası Hacımet Atacan, Şükrü Efendi Amcası (Tolun) ve Emin Abisi (Somçağ) ve Halkevleri’ni not düşmek ihtiyacı içinde hissettik kendimizi.
Babası ile dedem’in (Şükrü Tolun) Kurtuluş Savaşı sırasında beraber askerlik yapması, kapı komşusu olmaları, Emin Amca’nın katıksız bir kuvvacı olması herhalde bu ilişkilerin derinliğini izah edebilir.
Yıl 1952 Alaçam’ da yavaş yavaş uç veren gerici harekete karşı olmak üzere, ‘cemiyet’in tepkisini zinde tutmak amacıyla yazı işleri müdürlüğünü Necdet Baş’ın yaptığı bir gazete çıkarılır:
‘Sivritepe Gazetesi’.
Gazete çıkarken “Niçin bu isim altında intişar ediyoruz” diye sorarlar ve “ne kadar kesif sis olursa olsun fikir ve davalarımızı yükseltmekten geri durmayacağız. Bu memleketin çocuğu olarak gene bu memlekete hizmet etmekten çekinmeyeceğiz. İşte bunları aşabilmek için Alaçam’ın omuz verdiği ve en iyi şekilde görebildiği Sivritepe’yi kendimize isim olarak seçtik, hakim bir tepede bekleyen gözcü neyi görmez ki ?” diye yanıtlayarak kendi misyonlarını tarif ederler.
Necdet Atacan, bu gazetenin başyazarı olarak makaleler kaleme alır. “Adsız Yobaz, Yükselen İki Abide, Bize düşen vazife” kendisinin yazdığı makalelerin bir kaç tanesinin başlığıdır.
Lise mezunu olarak Karayolları’nda kurs görerek, köy yolları teknisyeni olarak çalışmaya başlar. Bu sayede Karlı ve Göçkün köyleri başta gelmek üzere bir çok köyün yola ve suya kavuşmasını sağlar.
Diğer yandan gazetede yazdığı yazılar başına dert olmaya başlar. Devir Demokrat parti dönemidir ve “Demokrat Partililer yazılardan çok müeteessirdirler”. Bu nedenle Vali ve Kaymakam’ a şikayetler artar.Üstelik de kumar oynadığını, içki içtiğini iddia ederek…
Daha da ileri giderek kendisinin Çerkez, Necdet Baş’ ın da Alevi olmasını bile ortaya sürerek tehdit etmeye başlarlar.
Artık başka bir yol bulmak gerekmişti ve ver elini İstanbul Teknik Üniversitesi…
Cebinde üç adet mor binlike beraber.
Üniversiteyi bitirip inşaat mühendisi olarak Samsun’ a döner. Karayollarında çalışmaya başlar.
Hükümet Konağı’ nın bahçesindeki Atatürk büstünün taşlarının Ladik Toptepe mevkiinden getirildiğini, Karşıyaka köprüsünün tahta yapıdan beton köprü haline getirilmesinde onun çok büyük katkılarını görürüz.
Samsun – Ankara yolunun kontrol mühendisi olarak çalışırken, Öğretmen Mehmet Kaya ile karşılaşır ve Alaçam’ a Atatürk büstü yapılacağını öğrenir, bunun için o sıralarda orada çalışan ve aynı zamanda yedeksubaylığını yapan bir mimara projesi hazırlatılır ve taşlar, özel olarak karayolunu yapan müteahitin kamyonlarıyla Ladik’ den Alaçam’a nakledilir.
Karşıyaka köprüsünün ahşap yapısının Alaçam’ da eskiden çok sık görülen sele dayanıklı olmadığı, o dönemleri yaşayan büyüklerimiz tarafından anlatılır.
Necdet Atacan, bu işi üstlenir ve sağlam bir köprünün yapılma işini ihale edilmesini sağlar.
‘Cemiyetçi’ kişiliğiyle Alaçam’daki bir çok organizasyonda başı çektiğini biliriz. Ama bunları yaparken kontrolsüz bir hırsın peşinden sürüklenmediğini de söylemeliyiz.
Zamanın kaymakamının Ahmet Aykaç’ ı istememesi üzerine kendisine önerilen Alaçamspor Başkanlığı teklifini hiç düşünmeden reddettiğini ve Ahmet Aykaç’a destek verdiğini, sonuçta ara bir yol bulunarak kendisinin Başkan, Ahmet Aykaç’ ın da ikinci başkan olduğunu, kağıt üzerinde kendisi başkan görünürken, fiili olarak Ahmet Aykaç’ ın başkanlık yaptığını, zira bu düzenleme olduktan sonra N. Atacan’ ın tek bir toplantıya bile katılmadığını, işi ehline ve hak edene teslim ettiğini biliyoruz.
Alaçam’ daki Halkevinin kendisinin dünyayı anlama ve kavramasına çok katkı sağladığını söylemektedir. O dönemlerde Tacettin İslâm Halkevi Sekreteri, Emin Amca da Halkevi’nin en aktif elemanıdır. Her akşam Halkevinde Atatürk’ ün nutku eski Türkçe okunur.
Öyle ki, o dönemde belediye meclisine seçilecek adaylar neredeyse Halkevi tarafından gösterilir ve tüm halka açık bir önseçim yapılarak sıralama belirlenir. (Tabi ki Halk Partisi için.
Eğer o liste seçimi kazanırsa aralarından birisi de belediye başkanı olur. Gerekirse başkan her yıl bile değiştirilebilir.
Yıllar sonra Samsun’ da serbest çalıştığı günlerde aktif siyasetin içinde olduğunu, bu sıralarda CHP İl Başkanlığı, Belediye Reis Vekilliği görevlerinde bulunduğunu, milletvekili adaylığını denediğini, ama itiraf etmek gerekirse siyasetin tabiatıyla onun kişiliğinin pek bağdaşmadığını söyleyebiliriz.
Necdet Atacan, bu sohbeti yaptığımız günden bir kaç ay sonra aramızdan ayrıldı. Daha bir çok konuyu konuşmak üzere sözleşmiştik, olmadı. Arabasında ‘arabacılık’ oynadığım, çocukluğumun ‘Necdet Dayısı’ dimdik bir adam olarak terk etti bu diyarları.
Karlı köyünden ovaya yayılan aydınlık bir mızıka sesi, ikindi vakti bir metropol camisine ulaşmıştır umarım,
Saygıyla…
ÖZCAN BARİPOĞLU / İSTANBUL 2004














Özcan bey kardeşim.beni ağlattın.sayın ağabeyim.rahmeti bol olsun insanın yaşamında izleri kalan çok nadir insanlardan biriydi kendisini yakın tanır ve saygı duyardım.bir çok müşterek anımızda var.1972.yılı olarak hatırlıyorum.CHP Samsun gençlik kolu bşkyım.ağabeyim il kurulunda henüz Samsun Senatör adayımız belirlenmemiş.parti adaysız kalmasın diye yönetimden istifa etti gerekçesi istifa tarihini kaçırmış olmamak ama yönetime lütfen siz seçimi kazanacak bir aday arayışını sürdürün diyede ricada bulundu.Sn kenan BULUTOĞLU adayımız oldu.şeçim gezilerimizde kendini değil sayn Bulutoğlunu anlatır ona rey vermelerini isterdi,narin nazik beyefendi bir insandı yeri asla doldurulamaz.NURLAR İÇİNDE YATSIN sizde nejat amcanın il genel meclisi üyesi nesi oluyorsunuz lütfen bigi verin.
Necdet amcamıza Allah’tan rahmet dilerim. Memleketimize çok faydası olmuştur. Hatta Yenice Doyran İlköğretim Okulunun arsası Necdet amca tarafından bağışlanmıştır. Teşekkürler Özcan Bey.