ara
Kızılcık ağacı
Alaçam’daki kızılcık aÄŸacının altındaki altın*
İNSANLAR yaÅŸadıklarını, anılarını anlatmak isterse ya da anlatmak istemezlerse ”Anlatsam roman olur!” derler.
Kimi anılarını yazar, kitap olur; kimi yazar, lakin yayımlatacak gücü yoktur; kimi de yazmak yerine anlatmayı tercih eder.
Selahattin Özmen, anılarına ”80 Yıla Tanıklık” adını vermiÅŸ, 550 sayfa. Kendisi Mülkiyeli. Maliye müfettiÅŸi, özel sektöre geçse de sık sık kamu görevine çaÄŸrılmış, Ordu YardımlaÅŸma Kurumu’nun ilk genel müdürü, 50 yıllık çalışma hayatının 40 yılını kamu ve özel sektörde kurucu ve yönetici olarak geçirmiÅŸ…
* * *
SELAHATTİN Özmen’in yaÅŸadığı bir define olayı var ki;
Özmen’i 1952 yılında Bakanlık staj için yurtdışına gönderir, karayoluyla dönerken Selanik’e uÄŸrar, Selanik’te Karadeniz’den gelen Rumlar vardır, Türkçe konuÅŸmaktadırlar. Bunlardan biri lokantada yanına yaklaşır; Samsun’un Alaçam kazasından Selanik’e göçmüşlerdir. Babası, nasıl olsa yine buraya döneriz diye iki teneke dolusu altını, kızılcık aÄŸacının altına gömmüştü.
Karadenizli Rum, Selahattin Özmen’e anlatır:
”Evimiz kasabanın yukarılarındaydı, bahçemiz dereye açılırdı, evimiz ile dere arasında kocaman bir kızılcık aÄŸacı vardı. Babam bu aÄŸaç ile evin bahçe kapısını bir düz çizgi ortasına gelen, büyük çukura, iki teneke altını gömdü. Bizim gidip orada altınları bulmamız mümkün ama, gidemiyoruz, gidip arayın bulun, sonra sizinle anlaşırız, sütünüze kalmış.”
Selahattin Özmen teklifi olumlu karşıladı, bir şartı vardı:
”EÄŸer altınları bulursam bunun yarısının Türkiye’de ödenmesi için elimden geleni yapacağım.”
* * *
ÖZMEN, seneler sonra Alaçam’a gitti, belli etmeden bir soruÅŸturma yaptı, kasaba halkı tütüncülükle geçinirdi, yalnız birileri birdenbire zengin olmuÅŸtu. Herhalde kaçan Rumların gömdüğü altınları bulmuÅŸlardı!!!
Selahattin Özmen, Selanikli Rumun tarifi üzerine Alaçam’ı dolaÅŸtı, ne Rum mahallesinde bir ev ne de bir kızılcık aÄŸacı vardı.













