<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Memleket Mektubu &#187; TOP SAHASI</title>
	<atom:link href="http://www.memleketmektubu.com/category/top-sahasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.memleketmektubu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Sep 2010 07:24:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KADİRŞİNAS BİR MAÇ HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.memleketmektubu.com/2009/11/kadirsinas-bir-mac-hikayesi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kadirsinas-bir-mac-hikayesi</link>
		<comments>http://www.memleketmektubu.com/2009/11/kadirsinas-bir-mac-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 16:39:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TOP SAHASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.memleketmektubu.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[“bir golün kaç yıl hatırı vardır ki”
ÖZCAN BARİPOĞLU ­
Gençliğinin bir dönemini Alaçam’ da geçirip de mahalle maçlarını ya da turnuvalarını hatırlamayan yoktur. Benim tanık olduğum dönemin ilk yarışması, Demirspor &#8211; İdmanocağı kapışmasıdır. Hafızam beni yanıltmıyorsa, mavi-lacivert dikine çizgili Demirspor formasına karşılık, İdmanocağı Kırmızı-Yeşil iki parçalı formayla sahaya çıkardı. Ben Demirspor taraftarıydım, hem bizim mahalleyi daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><em>“bir golün kaç yıl hatırı vardır ki”</em></strong></h3>
<p><em><strong>ÖZCAN BARİPOĞLU ­</strong></em></p>
<p>Gençliğinin bir dönemini Alaçam’ da geçirip de mahalle maçlarını ya da turnuvalarını hatırlamayan yoktur. Benim tanık olduğum dönemin ilk yarışması, Demirspor &#8211; İdmanocağı kapışmasıdır. Hafızam beni yanıltmıyorsa, mavi-lacivert dikine çizgili Demirspor formasına karşılık, İdmanocağı Kırmızı-Yeşil iki parçalı formayla sahaya çıkardı. Ben Demirspor taraftarıydım, hem bizim mahalleyi daha fazla temsil ediyordu, hem de o zamanlar bana abilik eden bir çok insan orada top koşturuyordu. İki takımın iskeletini oluşturduğu bir havuzdan da Alaçamspor oluşturulurdu.</p>
<p>Biz de o zamanlar Fatih İlkokulu’nun bahçesinde maç yapıyoruz. Hatta bir keresinde, büyük abiler de bizi izliyor. Birol Damcı karşı takımın kalecisi, iki ağacın arası kale olmuş elbette, Birol dizlerini kırarak yere çökmüş iki kolunu da açarak kaleyi kapatmış. Top, Birol ve ben&#8230;</p>
<p>Topun altına ayağımı soktum, topu kepçeledim, top Birol’un şaşkın bakışları arasında, başının üzerinden süzülerek içeri girdi ve dışardaki abilerden hatırı sayılır bir alkış almıştım.</p>
<p>Araya giren, 12 Eylül darbesiyle sonuçlanan acılı ara dönemini bir tarafa bırakırsak, bizim topsahası buna benzer bir çok yarışmaya, futbolseverler çok zevkli ve “omuzdaşlık” dolu bir çok hikayeye tanıklık etmişlerdir.</p>
<p>Benim hikayem de böyle bir şey.</p>
<p>Ankara’da Tıp Fakültesi’nde okuduğum yıllardı. Yaz tatili döneminde Alaçam’daydım.</p>
<p>Genellikle Emin Amcamın dükkanında Şahin’ le beraber vakit geçiriyoruz. Hatta bir keresinde, motorsikletli bay-bayan iki turist dükkana gelmişler, onları misafir etmiş yoğurt yedirmiştik. Küçümsemeyin, yoğurt o zamanlar endüstriyel bir ürün değil, pazarda satılıp bir hafta idare edilirdi. Hemen bir iki adamı evlere gönderip dört kase yoğurt sağlamıştık.</p>
<p>Turistler, masanın üzerindeki sünnet davetiyesinin ne olduğunu sorduğunda epey sıkıntı çekmiş, ama dostum Nüvit’ in “for Muhammet cut, cut” yorumuyla durumu kurtarmıştık.</p>
<p>Daha sonra turistler acıkmış ve onları pideci Ümit’in (Oral) fırınına götürmüştüm. Ümit de tam dükkanı kapatmak üzereydi, ben durumu anlatınca, hemen iki tane yumurtalı- kıymalıyı fırına sallamıştı bile. Pideleri fırından çıkardıktan sonra “ben kahveye gidiyorum, dükkanı sen kapat anahtarı ben sonra alırım” demiş, “adamlardan para almaya gerek yok, bizden olsun” diye eklemişti.</p>
<p>Bu durum karşısında turistler Alaçam’ da geçirdikleri üç-dört saati şöyle yorumladılar!</p>
<p>“tüm bu dükkanlar sizin mi, kimse size hayır diyemiyor”</p>
<p>Güldüm: “hayır onlar benim arkadaşım” diyebildim sadece.</p>
<p>İşte günler, birkaç yabancının tahrik edebildiği kadar heyecan yaratarak, kasabanın sakin, düşük yoğunluklu atmosferinde seyrederken, yeni bir turnuva hazırlığı yapılıyordu. Eh, ben de biraz bu işlerden anlardım hani. Çığı Memet ve Sabri Akman, Tekelspor bünyesinde  bir takım oluşturuyorlardı, o zamanlar “gümüşün kahvesi” futbolcu pazarı gibiydi ve oraya da arada sırada takılırdım. Yavaş yavaş bizim takım da meydana çıkıyordu.</p>
<p>Elbette kalede Çığı Memet, Ben, Derya Özcan, İlhan Tiryaki, rahmetli Hüseyin abi (Oral), Bizim Mustafa (Barip) aklımda kalan “topçular”, Etyemez, Göçkün, Yenice, Karşıyaka, Çeşme de aklımda kalan takımlardı&#8230;</p>
<p>Hani bizim takım diye söylemiyorum, ama takımımız gerçekten iyi top oynuyordu. İlhan ve Derya gerçekten iyi topçulardı. Ama birisinden özellikle söz etmek gerekiyor sanki;</p>
<p>Mustafa (Barip), gerek vücudunun esneklik kabiliyeti, gerekse futbol zekası olarak ziyan olmuş yeteneklerden biridir. Benim gözümde bir Tugay, bir Zidane olabilecek kadar futbola yatkın bir topçuydu. Tabi o zamanlar kimsenin meselenin ayırdına varması pek mümkün değildi, futbol o zamanlar bu kadar pazar ilişkisine mahkum da değildi. Sonuçta Mustafa da bir çok kasabalı yetenek gibi, hoş bir seda bırakarak (en azından bende), sahalardan çekildi.</p>
<p>Neyse, turnuva başladı ve eleme maçlarını kolayca geçerek yarı finale geldik ve rakibimiz “Karşıyaka”&#8230;</p>
<p>Kalede Nurettin, Hain Selim, Atom, Şerafettin gibi eski tüfeklerle, mahalleden gençlerle oluşturulmuş bir takım.</p>
<p>Diğer gruptan Çeşme, finali garantilemiş, yenen onlarla şampiyonluk maçı yapacak.</p>
<p>Maç hazırlıkları başladı, bize jest olsun diye, lokantacı Hasan Türkmen açık kasa yapılmış, istediğimiz zaman yemek serbest, zamanın tekel müdürü İsmet bey konuyla çok ilgili&#8230;</p>
<p>Ben de akşamları Nurettin’ in lokantaya takılıyorum, hem muhabbet ediyoruz, hem de masa kurulursa gereğini yerine getiriyoruz.</p>
<p>Maç Pazar günü, biz bir önceki akşam yine Nurettin ve diğer arkadaşlarla beraberiz. Ertesi gün ben, müthiş (!) sol ayağımın bana kazandırdığı özel becerilerle, Nurettin’ in koruduğu kaleye gol atmak için elimden geleni yapacağım.</p>
<p>Muhabbet, sohbet derken “ sana gol atacağım Nurettin, kaçarın yok” dedim.</p>
<p>“Sen” dedi, “bana gol at, lokantayı sana kapatacağım, istediğin kadar adamla gel, herşey bedava, sen ne ortaya koyarsın bakalım?” diyerek, konuşmasını göçmen nidalarıyla süsleyerek posta koydu.</p>
<p>Doğrusu, benim ortaya koyabilecek pek bir şeyim de yoktu. Çünkü zaten talebeydim&#8230;</p>
<p>O akşam, gırgır, şamata geçti.</p>
<p>Öğlene doğru, Tekel binasında toplandık.</p>
<p>Hazırlandık, havaya girdik, taktik falan hak getire, sahaya çıkacağız ve canımızı dişimize takarak yeneceğiz, hepsi bu.</p>
<p>Hakem : Şerif Duman ( bu çok resmi oldu, Şerif abi, yani Kurtlu Şerif )</p>
<p>Hava kapalı, bir gün önce yağan yağmur sahayı oldukça ağırlaştırmış. Tribünler tıklım tıklım.</p>
<p>Maç başladı. Daha hemen maçın başında golü yedik, ama ilk devreyi yine de berabere bitirmeyi becerdik. İkinci yarının çetin geçeceği belli.</p>
<p>İkinci devrenin hemen başında sanırım İlhan golü attı ve 2- 1.</p>
<p>Maç ortada görünüyor.</p>
<p>Tam bu sırada sahne alıyorum. Mustafa geriden gelen topu, orta yuvarlaktan ince ayar bir ara pasıyla önüme bırakıyor. Önüme çıkan iki &#8211; üç kişiyi dizerek, o çamurlu sahada yaklaşık 30 &#8211; 35 metre top sürerek, Selim abi ve diğer biçerdöverlerin hasadından kendimi koruyarak, Nurettin’ le başbaşayım. Bacaklarımda topa vuracak derman kalmamış. Yaradana sığınarak bütün gücümle topa yükleniyorum, top Nurettin’in koluna çarparak içeri giriyor ve orada yığılıyorum. Gol olduğunu taraftarın sesinden ve arkadaşlarımın üstüme istiflenmesinden anlıyorum.</p>
<p>Maç içinde Nurettin’e hiçbir şey söylemiyorum, nasıl olsa akşam biraraya geleceğiz ve bu işin şamatasını yapacağız</p>
<p>Maç bir şekilde bitiyor, yenmişiz ya da yenilmişiz hiç farketmez.</p>
<p>Akşam lokantaya gidiyorum. Hakkı hoca ve Güven abi beraber rakı içiyorlar,</p>
<p>“bugün yıktın bizi Özcan” diyerek masalarına davet ediyorlar. Bu övgü, gençlik gururumu en fazla okşayan anılardan biri olarak hafızamda yer etmiştir.</p>
<p>Sonra Nurettin’ le gözgöze geliyoruz, hiçbir şey demeden, sadece hınzır hınzır gülüyorum. Biraz sonra o da gülmeye başlıyor.</p>
<p>Benim futbol tutkumun başladığı yıllarda televizyon yoktu. Ve biz sadece, radyodan canlı anlatılan maçlarda  adını duyduğumuz kahramanlara ve  mahalle maçlarının kahramanları olan “sokak topçularına”  öykünerek futbolu sevdik.</p>
<p>Fazıl abi, Samsunlu Cengiz ve Ali, Maliçin Yılmaz, Atom, Küçük Mehmet, Bafralı Emin, sonraki yıllar elbette Karabeyin Ayhan.</p>
<p><strong><em>İSTANBUL 23 EYLÜL 2005</em></strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-148" title="14-idmanocagi" src="http://www.memleketmektubu.com/wp-content/uploads/2009/11/14-idmanocagi1.jpg" alt="14-idmanocagi" width="425" height="280" /></p>
<blockquote>
<p style="text-align: left; padding-left: 30px;">Oturanlar: Ayhan Aynan, Vehbi Arat, Nuray Felamur, (Mal müdürünün oğlu) Cengiz, Adnan Civelek, Hamit Kaba, Süleyman Göçmez (Polüm Abi)</p>
<p style="text-align: left; padding-left: 30px;">Ayaktakiler: Hasan Uysal, Mehmet Sölpük, ? , Oktay Taşkıran, Şerif Duman (Kurtlu), Halil Selçuk , ?, Adnan Özyılmaz, Malicin Yılmaz,  Sadık Baripoğlu, Erhan Baripoğlu, Hüseyin Oral (Cesi), Hüseyin ( ziraatci, Başkatip Mustafa&#8217;nın oğlu)</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.memleketmektubu.com/2009/11/kadirsinas-bir-mac-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

